Türkiye'nin en önemli tarımsal ihracat ürünlerinden biri olan fındıkta üretim maliyetleri, verim kaybı, kahverengi kokarca zararlısı ve değişen iklim koşulları tartışılmaya devam ederken, Ulusal Fındık Konseyinden dikkat çeken bir destekleme önerisi geldi.
Ulusal Fındık Konseyi (UFK) Yönetim Kurulu Başkanı Cem Şenocak, eğimli arazilerde fındık üretimi yapan çiftçilere dekar başına en az 100 dolar destek verilmesi gerektiğini açıkladı.
Katıldığı bir televizyon programında fındık sektörünün mevcut durumunu değerlendiren Şenocak, özellikle Doğu Karadeniz'de fındıktan başka önemli bir geçim kaynağı bulunmayan üreticilerin özel bir destekleme modeliyle korunması gerektiğini vurguladı.
Fındık üretiminde bölgesel farklılıkların dikkate alınması gerektiğini belirten Cem Şenocak, düz arazilerde üretim yapan çiftçilerle eğimli arazilerde çalışan üreticilerin aynı koşullarda değerlendirilmesinin doğru olmadığını ifade etti.
Düz arazilerde mekanizasyon imkânlarının daha fazla, üretim maliyetlerinin daha düşük ve verimin daha yüksek olabildiğini belirten Şenocak, Doğu Karadeniz'deki üreticilerin ise çok daha zorlu şartlarda çalıştığını söyledi.
Özellikle Giresun ve çevresindeki eğimli fındık bahçelerinde üreticilerin yüksek işçilik maliyetleri, küçük ve parçalı araziler, yaşlanan nüfus ve alternatif gelir kaynaklarının sınırlı olması gibi sorunlarla karşı karşıya bulunduğuna dikkat çekti.
Şenocak, bu nedenle bütün fındık üreticilerine aynı destekleme modelinin uygulanmasının adil bir denge oluşturmayacağını savundu.
UFK Başkanı Şenocak'ın paylaştığı verilere göre Türkiye'de yaklaşık 750 bin hektar fındık dikili alan bulunuyor.
Bu alanların yaklaşık 500 bin hektarının eğimli arazilerden oluştuğunu belirten Şenocak, söz konusu bölgelerde üretimin devam edebilmesi için çiftçilerin daha güçlü şekilde desteklenmesi gerektiğini ifade etti.
Şenocak, özellikle geçimini büyük ölçüde fındık üretiminden sağlayan aile işletmelerinin korunmasının bölgesel ekonomi açısından önemli olduğunu dile getirdi.
Programda öne çıkan en önemli başlıklardan biri, eğimli arazilerde üretim yapan çiftçilere yönelik destekleme miktarının artırılması oldu.
Şenocak, 2009 yılında dönüm başına 100 dolar seviyesinde olduğunu belirttiği desteğin zaman içerisinde değer kaybettiğine dikkat çekti.
Mevcut koşullarda üreticinin maliyetlerini karşılayabilmesi ve bahçesine gerekli bakımı yapabilmesi için desteklerin yeniden düzenlenmesi gerektiğini söyledi.
Şenocak, eğimli arazilerde fındık üretimi yapan çiftçilere dekar başına en az 100 dolar destek verilmesini önerdi.
Ancak desteğin yalnızca arazi büyüklüğüne göre dağıtılmaması gerektiğini de vurguladı.
Yeni modelde bahçesine düzenli bakım yapan, verimliliği artıran, kaliteli üretim gerçekleştiren ve iyi tarım uygulamalarını benimseyen çiftçilerin daha fazla desteklenmesi gerektiğini ifade etti.
Şenocak'ın önerdiği modelin uygulanması halinde, eğimli arazilerde üretim yapan çiftçilerin alabileceği destek tutarları arazi büyüklüğüne göre değişecek.
Önerilen dekar başına 100 dolar üzerinden hesaplandığında:
Fındık bahçesi | Önerilen destek |
|---|---|
5 dekar | 500 dolar |
10 dekar | 1.000 dolar |
20 dekar | 2.000 dolar |
30 dekar | 3.000 dolar |
50 dekar | 5.000 dolar |
Bu tutarlar, Şenocak'ın önerisinin arazi büyüklüğüne göre hesaplanmış karşılıklarıdır. Henüz yürürlüğe girmiş veya resmî olarak açıklanmış yeni bir devlet desteği bulunmuyor.
Fındık piyasasındaki arz ve talep dengesini de değerlendiren Şenocak, zirai don nedeniyle yaşanan üretim kayıplarının fiyatları yükselttiğini, ancak yüksek fiyatların ihracat miktarını olumsuz etkilediğini belirtti.
Şenocak'ın programda paylaştığı verilere göre 2025-2026 sezonunda Türkiye'nin fındık ihracatı 197 bin ton seviyesinde gerçekleşirken, ihracat geliri 2 milyar 526 milyon dolara ulaştı.
2019-2020 sezonunda ise 343 bin ton fındık ihraç edilmesine karşılık 2 milyar 312 milyon dolar gelir elde edildiğini aktardı.
Şenocak'ın paylaştığı sezon verileri
Sezon | İhracat miktarı | İhracat geliri |
| 2019-2020 | 343 bin ton | 2,312 milyar $ |
| 2025-2026 | 197 bin ton | 2,526 milyar $ |
Bu verilere göre ihracat miktarı iki sezon arasında yaklaşık yüzde 43 azalırken, elde edilen gelir yaklaşık yüzde 9 arttı.
Şenocak, fındıkta fiyat istikrarının hem üretici hem sanayici hem de ihracatçı açısından önemli olduğunu belirtti.
Fındık sektörünün karşı karşıya bulunduğu sorunların yalnızca fiyat ve maliyetlerle sınırlı olmadığını ifade eden Şenocak, kahverengi kokarca zararlısına da dikkat çekti.
Son yıllarda Karadeniz Bölgesi'nde yaygınlaşan kahverengi kokarcanın fındıkta verim ve kalite kaybına yol açabildiğini belirten Şenocak, zararlıyla mücadelenin önemini vurguladı.
Zirai don, kuraklık ve düzensiz yağışların da üretimi olumsuz etkilediğini ifade eden Şenocak, özellikle hasat ve kurutma dönemlerinde yaşanan yağışların üreticileri zorladığını söyledi.
Değişen iklim koşullarına karşı daha etkili mücadele yöntemleri geliştirilmesi ve üreticiyi koruyacak politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini dile getirdi.
UFK Başkanı Cem Şenocak, fındıkta verimliliğin artırılmasının sektörün geleceği açısından öncelikli konulardan biri olması gerektiğini belirtti.
Bahçelerde düzenli budama yapılması, uygun bitki koruma uygulamalarının gerçekleştirilmesi, yaşlanan fındık ocaklarının yenilenmesi ve iyi tarım uygulamalarının yaygınlaştırılmasının önemine dikkat çekti.
Şenocak'a göre yeni destekleme sistemi yalnızca fındık dikili alanı esas almamalı.
Üreticinin bahçesine gösterdiği özen, elde ettiği verim ve ürün kalitesi de destek miktarının belirlenmesinde dikkate alınmalı.
Bu şekilde hem üreticinin gelirinin artırılması hem de Türkiye'nin fındık üretiminde verimlilik ve kalite bakımından daha güçlü bir konuma ulaşması hedefleniyor.
Doğu Karadeniz'in eğimli arazilerinde fındık üretiminin önemli bir geçim kaynağı olduğunu belirten Şenocak'ın önerisi, özellikle Giresun'daki küçük aile işletmeleri açısından dikkat çekiyor.
Yüksek işçilik maliyetleri ve sınırlı mekanizasyon imkânları nedeniyle üretimde zorluk yaşayan çiftçilerin özel bir destek modeliyle korunması gerektiği ifade ediliyor.
Şenocak'ın dekar başına en az 100 dolar destek önerisinin hayata geçirilip geçirilmeyeceği ise ilgili kurumların değerlendirmelerine bağlı olacak.